Sri Lanka’da gerçek bir Ayurvedik detoks
Ayurvedik detoks seyahatini bir yıldır sabırsızlıkla bekliyordum.
Daha önce Amerika’daki üniversitede Panchakarma detoksu yapmıştık zorunlu olarak; ancak dünyada bilinen en eski ve etkili detoks sistemini, doğduğu topraklarda en otantik biçimde deneyimleyecek olmak beni oldukça heyecanlandırmıştı.
Ayurveda’yı doğduğu coğrafyada, geleneksel yöntemleriyle ve bütün ayrıntılarıyla deneyimleyecek olmak benim için yalnızca bir detoks değil, aynı zamanda çok güçlü bir öğrenme ve farkındalık yolculuğuydu.
Hint Okyanusu’nun Ortasında Yemyeşil Bir Ada
Sri Lanka, Hint Okyanusu’nda, Hindistan’ın ucunda yer alan bir ada. Bölgeyi bilenler bu ada için “Hindistan’ın minyatürü, üstelik çok daha temiz ve hijyenik” demişlerdi. Yemeklerinin de çok lezzetli olduğunu anlatıyorlardı.
Detoks süresince bize ne kadar lezzetli menüler sunulacağı konusunda şüphelerim vardı; fakat o meşhur köri soslu yemekleri duyunca ağzım sulanmış ve biraz da umutlanmıştım.
Sri Lanka’nın başkenti Colombo’ya giden uçağa bindiğimizde izleyeceğimiz hava güzergâhı hakkında pek bir fikrim yoktu.
Meğer uçağımız Colombo’dan önce Maldivler’in başkenti Male Havalimanı’na uğruyormuş.
Maldiv Adaları’nı İlk Kez Havadan Görmek
Maldivler’e daha önce hiç gitmemiştim. Okyanus üzerinde birdenbire tarif edilemez güzellikteki Maldiv Adaları’nı görmeye başlayınca çok şaşırmış ve adeta büyülenmiştim.
Uçaktaki herkes pencerelerden Hint Okyanusu üzerinde kocaman mücevherler gibi parlayan, irili ufaklı incilere benzeyen adalara bakmaya çalışıyordu.
Havadan Colombo’ya yaklaştığımızda Sri Lanka adasının yeşilliğine inanamadım. Daha önce de yeşili bol memleketlere gitmiştim ama hayatımda hiçbir yerde yeşilin bu kadar çok tonunu bir arada görmemiştim.
İçimi büyük bir heyecan kapladı. Nasıl bir adaydı bu böyle? Daha uçaktan inmeden yolculuk büyük bir keyifle başlamıştı.
Barberyn Reef Resort’a Doğru
Colombo’ya indiğimiz gibi ülkenin en iyi Ayurvedik resortlarından biri olan Barberyn Reef Resort’un yetkilisi bizi karşıladı ve yola koyulduk.
Gideceğimiz yer Colombo’dan yaklaşık iki saat uzaklıkta, Beruwela bölgesinde, okyanus kıyısında yer alan bir klinikti.
Yol boyunca otantik evleri, yerel işletmeleri, ülkemizde yetişmeyen onlarca farklı ekvator kuşağı meyvesinin satıldığı rengârenk manavları ve halkın gündelik hayatını izleme fırsatımız oldu.
İlk Thambili Deneyimimiz
Yol üzerinde ilginç manavlardan birinin önünde durarak Thambili dedikleri Baby Coconut’ların, yani henüz tam olgunlaşmamış Hindistan cevizlerinin tadına baktık.
Kabukları henüz sarı olan bu Hindistan cevizlerini tepe kısmından pala ile tek vuruşta açıyor ve içine bir pipet yerleştiriyorlar. Önce içindeki taze Hindistan cevizi suyunu içiyorsunuz.
Daha sonra aynı mini pala ile meyveyi kalın kabuğundan ikiye ayırıp, kabuğun küçük bir parçasından mini bir spatula yapıyorlar. Bu kaşıkla meyvenin içindeki henüz jöle kıvamındaki Hindistan cevizini sıyırarak yiyorsunuz.
Adeta bir serum niteliğinde olduğu söylenen bu Baby Hindistan cevizleri için sağlık ve gençlik iksiri deniyor. Tadı muhteşemdi.
Doğanın Ritmine Göre Yaşamak
Aynı içeceği ertesi gün öğleden sonra otelin barından talep ettiğimizde barmen bize servis yapamayacağını söyledi. Sebep olarak saati ve havanın durumunu gösterdi.
Meğer Baby Coconut’ın yalnızca güneşli havalarda ve öğlen 13.00’ten önce içilmesi gerekiyormuş. Aksi halde faydası olmayacağını, baş ağrısı ve bitkinlik yapabileceğini söyledi.
İşte dedim içimden, doğanın ritimleriyle uyum içinde yaşamak bu olmalı. Tam bir Ayurveda merkezine gelmiştik.
Okyanus Kıyısındaki Beach Villa
Otele akşamüstü giriş yaptık. Resepsiyonda ertesi sabah saat 09.00’da Ayurveda doktorumuzla ilk konsültasyonumuzun yapılacağı bilgisi verildi.
Odamız okyanus kıyısında, çok ilginç yemyeşil ağaçların bulunduğu, kendi verandası olan, lüksten uzak fakat tertemiz ve adeta sabun kokan son derece otantik bir Beach Villa’ydı.
Colombo’ya inerken uçağın penceresinden ülkeye bakarken de aynı şeyi düşünmüştüm. Bugüne kadar gezdiğim ülkeler arasında bu kadar yeşilini görmemiştim.
Muson yağmurları ve sıcak iklim, toprağın her santimetresinde envai çeşit bitki ve ağacın yetişmesi için mükemmel bir ortam sağlıyordu.
Odamızın etrafı Mangrove adı verilen, neredeyse her dalından kök salan ekvator iklimine ait görkemli ağaçlar, şemsiye büyüklüğünde yaprakları olan bitkiler ve Hint Okyanusu ile çevriliydi.
Verandamızın tam karşısında kayadan oluşan, uzunlamasına heybetli bir adacık yer alıyordu.
Bahçede onlarca sincabın cirit atması ise cabasıydı. Sincaplar sanırım otelin maskotlarıydı; kafanızı çevirdiğiniz her yerde birkaç tanesini kovalamaca oynarken görüyordunuz.
Alışılmışın Dışında Bir Ayurvedik Kahvaltı
Ertesi sabah saat 07.00’de kalktık ve kahvaltı salonuna gittik. Açık büfe olduğunu görünce şaşırmıştık.
Büfeyi gezmeye başladığımızda alışık olmadığımız bir kahvaltı menüsüyle karşılaştık. Egzotik meyveler, pirinç unundan yapılmış son derece lezzetli pide ve mini gözlemeler, rendelenmiş Hindistan cevizinden hazırlanan acuka benzeri acılı ezmeler ve duru sebze çorbaları vardı.
Benim için son derece sağlıklı, doyurucu ve rengârenk bir kahvaltı büfesiydi.
Yumurta, peynir, zeytin ve domatesten ise eser yoktu.
Meğer domates ve yumurta, orada kullanılan bazı bitkisel iksirlerin etkisini azalttığı düşüncesiyle çok sınırlı kullanılıyormuş. Domatesi hiç kullanmıyor, yumurtayı ise haftada bir, bilemediniz iki kez servis ediyorlarmış.
Çok isteyenler için dilimlenmiş tost kaşarına benzeyen taze bir peynir ve tadı hiç zeytine benzemeyen yeşil bir zeytin dışında Türk kahvaltısının çay esintisi bile yoktu.
Çay servisi olarak herkesin masasına özel bitki ve baharat karışımları getiriliyordu. Hepsi damak tadıma uygun, hafif çaylardı.
Kakule Çayı
İlk sabah bize kakule çayı ikram ettiler. Yapması son derece basit: Porselen bir demliğin içine tepeleme bir çay kaşığı toz kakule koyuyor, üzerine kaynar su döküyor ve beş dakika demlenmesini bekliyorsunuz.
Kakule çayı mideyi rahatlatmak ve gaz gibi sindirim yakınmalarını desteklemek amacıyla kullanılıyordu.
İlk Doktor Konsültasyonu
Kahvaltı sonrasında doktor randevumuza gittik. Klinik girişi, bahçe içerisinden büyükçe bir resepsiyon masasının önünden yapılıyordu.
Resepsiyonda güler yüzlü ve işlerini büyük bir ciddiyetle yaptıkları belli olan, orta yaşın üzerinde Bay Anton ve Bayan Gayanni Kumari duruyordu.
Bin farklı bitkinin yetiştirildiği, 1.374 farklı medikal bitki karışımının yapıldığı, 40 farklı iksir ve 450 farklı medikal yağın üretildiği Barberyn Reef Resort’ta, otel personeli dışında yalnızca klinikte Dr. Mangala Kumara yönetiminde 70 terapist ve doktor hizmet veriyordu.
Anlayacağınız oldukça büyük bir klinikti.
Hemen bizi bahçeye açılan kapısı bulunan Dr. Madhavi De Silva’nın yanına aldılar.
Bayan Madhavi, geleneksel ve zarif Sri Lanka kıyafetleri içinde, genç ve güler yüzlü bir doktordu. Nabız atışlarımızdan Ayurvedik bünye tipimizi kontrol etti.
Biz bünye tiplerimizi benim eğitimim nedeniyle biliyorduk elbette; fakat hiç sesimizi çıkarmadık.
Yaşam tarzımız, beslenme tercihlerimiz, gündelik hayatta bizi rahatsız eden herhangi bir fiziksel belirti olup olmadığı ve oraya geliş amacımız hakkında önce benimle, sonra eşimle yaklaşık bir saat süren detaylı bir görüşme yaptı.
Koruyucu Tıptan Yararlanmak İçin Gelmiştik
Hamdolsun herhangi bir hastalık nedeniyle değil, yalnızca Koruyucu Tıp yaklaşımından yararlanmak amacıyla buraya gelmiştik.
Amacımız detoks yapmak, dokular ve hücresel düzeyde arınmak, gençleşmek ve yenilenmekti.
Dr. Madhavi görüşme sonucunda klinikte bizimle ilgilenecek sağlık terapistleri ve restoranda görevli garsonlar için ikimiz adına ayrı ayrı uzun notlar yazdı.
Daha sonra bize oda kapımızın yanındaki, üzerinde oda numaraları bulunan küçük bölmelerden oluşan bir dolabı gösterdi.
Her gün saat 15.00’te bu dolaba klinikte herkes için özel olarak hazırlanmış iksirler ve toz karışımları, şişeler ve zarflar içinde bırakılıyordu.
Biz de bırakılan karışımları alıyor ve zarfların üzerinde yazılı saatlerde tüketiyorduk.
Her gün saat 14.00’te klinikte bir buçuk ile iki saat süren kişiye özel terapiye girecektik. Oldukça heyecanlanmıştım.
Akupunktur ve Derin Bir Uyku
Günlük terapiye gelirken giymemiz için bordo renkli kıyafetler verdiler. Aslında kıyafetten çok pareo gibi kullanılan uzun bir kumaş parçasıydı.
Klinik kapısından herkes ayakkabı veya terliklerini çıkararak, yalınayak giriyordu. İçeride yalnızca alt iç çamaşırı kalıyor, üzerine bu bez parçası bağlanıyordu.
Saat 14.00’te önce akupunktur salonuna gitmemiz söylenmişti. Bahçeden girişi olan büyükçe salonda yan yana sedyeler bulunuyordu. İçeri girerken sedyenin üzerine sermek üzere herkese küçük bir çarşaf veriliyordu.
Çok uzun yıllar önce kronik kabızlık için akupunktur seanslarına gitmiş ve oldukça faydasını görmüştüm. Aradan yaklaşık 18–20 yıl geçtiği için akupunkturun nasıl bir his olduğunu unutmuştum.
Uzandım. Geleneksel Sri Lanka kıyafetleri içindeki uzun boylu Dr. Ayachana gelerek vücudumdaki altı noktaya iğne yerleştirdi. İğneler cildime yerleştirilirken sinek ısırığı kadar hafif bir his yaşadım. Beş dakika sonra çok derin bir uykuya daldım ve yaklaşık yarım saat sonra doktor tarafından uyandırıldım.
Abhyanga Masajı Başlıyor
Akupunktur salonundan çıktıktan sonra tekrar kliniğin ana girişine yönlendirildim.
Kapıda beyaz gömlek üzerine mutfak önlüğü biçiminde buz mavisi, tertemiz elbiseler giymiş iki kadın beni karşıladı.
Elimden tutarak Abhyanga masajı olacağım odaya götürdüler. Gayanni Kumari ve Sakunthala isimli bu iki Sri Lankalı terapiste içim hemen ısınmıştı.
Abhyanga, Panchakarma’nın Temel Uygulamalarından Biri
Meşhur Ayurveda masajı olan ve benim de bayıldığım Abhyanga’nın nasıl yapıldığını biliyordum. Fakat terapinin içinde başka neler olduğunu merak ediyordum.
Abhyanga masajı, Panchakarma detoksunun en temel uygulamalarından biridir.
Ayurveda seminerlerimde de anlattığım gibi, gece boyunca bedenimizin kendini yenilediği ve biriken atıkları uzaklaştırmaya çalıştığı kabul edilir.
Geleneksel Ayurveda yaklaşımında dışkı, idrar, terleme ve dil üzerindeki tabaka, bedenin arınma süreçleriyle ilişkilendirilir.
Sindirim sistemi zayıf olduğunda sabahları dilin üzerinde sarımsı, beyazımsı ve acımsı bir tabaka görülebilir.
Yükselen Çağ seminerlerine katılanlar iyi bilir; bu nedenle sabah kalkar kalkmaz ilk iş olarak dilin üzerindeki tabakayı dil sıyırıcı ile temizleriz.
Günlük Abhyanga’nın önemi de burada devreye girer. Ayurvedik yaklaşıma göre bünye tipine uygun, ılık bitkisel yağlarla yapılan masaj; cildi, dolaşımı ve bedenin doğal arınma süreçlerini destekler.
Gayanni ve Sakunthala
Gayanni ve Sakunthala, otelde kaldığım süre boyunca her gün bana Abhyanga masajı uygulayacak olan sempatik ve her zaman güler yüzlü terapistlerdi.
Bu ülkede gördüğüm herkes çok kibar, zarif ve nazikti. Biz Batılılardan çok farklılardı.
Her gün aynı masaj odasında, aynı terapistler tarafından karşılanıyordunuz. Çünkü masörler de doktorlar gibi kişilerin gelişimini yakından izliyordu.
Baş Bölgesinden Başlayan Ilık Yağ Masajı
Masaja, bünye tipine uygun ılıtılmış bitkisel yağlarla kafa bölgesinden başlanıyordu.
Dik oturur pozisyondayken kafatasına ılık King Coconut Oil, Bhringaraj ve Bhrungamalaka gibi bitkilerden hazırlanan yağ karışımlarıyla yaklaşık beş dakika kuvvetli masaj yapılıyordu.
Daha sonra yine oturur pozisyonda sırt bölgesine farklı bir ılık yağ karışımıyla masaj uygulanıyordu.
Ardından masaj sedyesine sırtüstü uzanıyordunuz.
Sedyeye geçtikten sonra yaklaşık 40 dakika boyunca iki terapist tarafından senkronize biçimde masaj yapılıyordu.
Bu senkronize masajda öyle büyük bir uyum yakalamışlardı ki, odada iki kişi olduğunu bilmeseniz tek bir kişi tarafından masaj yapıldığını zannedebilirdiniz.
Kollar ve bacaklarda aynı, karın bölgesinde ise farklı yağlar kullanılıyordu. Tek bir masaj süresince vücudun farklı bölgeleri için üç veya dört ayrı yağ karışımı uygulanıyordu.
Cam şişelerin içindeki yağlar sıcak su kovalarında ılıtıldıktan sonra vücuda sürülüyordu.
Bugüne kadar aldığım Abhyanga masajlarından farklı olarak burada ilk kez şu uygulamaya tanık oldum:
Vücudun ön tarafı tamamlandıktan sonra sağ yana dönüyorsunuz ve vücudun sağ tarafına dokunulmadık tek bir alan kalmayacak biçimde masaj yapılıyor.
Ardından sol tarafa dönüyor, en son yüzüstü yatıyorsunuz.
Yani cildinizde yağlanmadık, masaj görmedik neredeyse tek bir hücre bile kalmıyordu.
Sıcak Bitkisel Bohçalar
Daha sonra içi farklı bitkilerle doldurulmuş sıcak bohçalarla avuç içleri dahil bütün bedene baştan aşağı kompres yapılıyordu.
Bu işlem sırasında bohçalardan çok hoş ve şifalı hissettiren bir koku yayılıyordu. Sıcaklık tüm bedeni yeniden gevşetiyordu.
Herkesin belirtileri, ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda farklı bitki karışımlarıyla hazırlanan bu kişiye özel bohçaların her biri tek kullanımlıktı.
İnanılmaz derecede rahatlatıcı bir fiziksel duyum ve zihinsel dinlenme sağlıyordu. Kendinizi mükemmel hissediyordunuz.
Abhyanga’yı Evde de Uygulayabilirsiniz
Normal hayatımızda her gün masaj almak hem ekonomik hem de zamanlama açısından çoğumuz için mümkün değil.
Fakat günde beş ila on dakika ayırarak bu işlemi kendi kendinize evde de yapabilirsiniz.
Önemli olan bünye tipinize ve cildinize uygun bir masaj yağı seçmek, yağı ılık kullanmak ve bedeninize acele etmeden dokunmaktır.
Abhyanga masajı sonunda göz sağlığı için bir damla uyguladılar ve içmem için küçük bir bardakta tadı nar ekşisine benzeyen bir iksir verdiler.
Bitkisel Yağlarla Sarılma ve Papaya Maskesi
Sonrasında özel bir bitki bahçesine alındım. Doktorun yazdığı reçeteye göre vücudumun farklı bölgeleri, ısıtılmış bitkisel öz yağlara batırılmış pamuklarla sarıldı.
Yüzüme papaya meyvesinin püresi sürüldü ve gözlerime birer salatalık dilimi yerleştirildi.
Yine yaklaşık yarım saat boyunca uykuya bırakıldım.
Bu bölümde kullanılan bitki özleri, yağ ve macun halinde her an kullanıma hazır bir sıcaklıkta tutuluyordu.
Ayurveda’nın temel prensiplerinden biri olarak, yalnızca yiyecek ve içeceklerin değil, bedene sürülen sıvıların da soğuk olmamasına özen gösteriliyordu.
Yarım saat sonra güler yüzlü terapistler tarafından nazikçe tekrar uyandırıldım. Vücudumdaki pamuk parçaları çıkarıldı ve duşların bulunduğu bölüme götürüldüm.
Duşa girerken elime metal küçük bir kapta turuncu renkli bir peeling sıvısı verdiler. Sentetik madde içermeyen bu bitkisel sıvıyla vücuttaki yağ tabakasını nazikçe temizleyebiliyordunuz.
Bitkisel Su Banyosu
Yıkanıp temizlendikten sonra hemen yan taraftaki bitkisel su banyosuna alındım.
Küçük odaların içindeki sıcak su dolu küvetlerden birine uzandım. İçeri yapılı bir kadın girdi. Elinde kahverengi sıvıyla dolu galvaniz bir kova vardı.
Sıcak sıvıyı küvetin içine boşalttığında oda çok hoş bir kokuyla doldu ve bütün bedenim yeniden derin biçimde gevşedi.
Kadın elindeki galvaniz maşrapayı küvete sokup doldurdu ve omuzumdan ayak parmaklarıma kadar suyu boydan dökmeye başladı.
Yaklaşık 15 dakika boyunca vücudumdaki meridyenler boyunca yukarıdan aşağıya aynı işlemi tekrarladı.
Evet, detoks kesinlikle böyle bir işlem olmalıydı. O kadar rahatlıyordunuz ki, bedenin bütün yükleri çözülüyormuş gibi hissediyordunuz.
Amerika’da da detoks programına katılmıştım; fakat bu kadar ayrıntılı bir uygulamayla karşılaşmamıştım.
Ayurveda otelinde kaldığım sekiz gün boyunca akupunktur, Abhyanga masajı ve bitkisel yağlara batırılmış pamuklarla sarılma terapileri her gün rutin olarak yapıldı.
Bitkisel su banyosu ise gün aşırı uygulanan bir terapiydi. Bir gün bitkisel su banyosuna girerken, diğer gün bitkisel buhar banyosuna giriyordum.
Bitkisel Buhar Banyosu
Bitkisel buhar banyosunda kaynayan kazanlardan alınan bitkisel özler, ahşaptan yapılmış buhar banyosu dolabının altındaki bölmelere yerleştiriliyordu.
Bu ahşap dolabın üst kısmı delikli bir yatak biçimindeydi. Bir havlu üzerine uzanıyordunuz.
Uzandıktan sonra dolabın üstündeki yarım daire şeklindeki kapak kapatılıyor ve alttaki bitkisel sıvıların buharıyla terlemeye başlıyordunuz.
Bitki özlerinin buharıyla yaklaşık 10 dakika boyunca terliyordunuz.
“On dakika da nedir?” demeyin. Bu terapide inanın o on dakika geçene kadar en az yarım saat geçmiş gibi geliyordu.
Terapilerden Sonra Gün Nasıl Devam Ediyordu?
Bu işlemler tamamlandıktan sonra günlük terapi rutininiz bitiyordu.
İsterseniz saat 16.30’daki yoga dersine katılabilir, okyanus kenarında yürüyebilir veya bahçedeki muhteşem Mangrove ve Banyan ağaçlarının altında kitabınızı okuyabilirdiniz.
Detoks Sürecinde Dinlenmenin Önemi
Ben bir gün yoga dersine katıldıysam diğer gün sahilde yürüyüş yapıyor veya verandamızda dinleniyordum.
“Bütün gün bakımdasın, neyin dinlenmesi?” diye düşünüyorsanız, detoks sırasında ciddi biçimde yorulduğunuzu söylemem gerekir.
Beden yoğun bir dönüşüm ve dinlenme sürecinden geçerken ciddi bir enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu durum özellikle ilk günlerde kendinizi oldukça yorgun hissetmenize neden olabiliyor.
İklim o kadar nemliydi ki cildim, hem terapilerin hem de iklimin etkisiyle sanki minik bir cilt gerdirme işlemi yapılmış gibi, üç gün içinde ışıl ışıl parlamaya, pürüzsüzleşmeye ve daha gergin görünmeye başladı.
Doktor Reçetesine Göre Hazırlanan Akşam Yemekleri
Akşam yemeği servisi saat 18.30’da başlıyordu.
Restoranda her odanın masası oda numarasıyla sabitlenmişti. Çünkü konsültasyon sırasında doktorun aldığı notlara göre herkese kişiye özel yemek servis ediliyordu.
Menü kartlarına garsonların rahatça okuyabilmesi için Sri Lanka’nın yerel dili Sinhala ile notlar yazılmıştı.
Bu kartlarda masada oturan herkesin adına göre, her öğünde hangi çayın servis edileceğine kadar ayrıntılı bilgiler yer alıyordu.
Garson menüyü peyderpey servis ettikten sonra, yemek boyunca restoranda dolaşan son derece sempatik ve güzel iki Ayurveda doktoru masaların yanına uğrayarak soruları yanıtlıyordu.
“Neden bunu yiyorum?”, “Bu sebze ne işe yarayacak?” gibi sorulara ayrıntılı açıklamalar yapıyorlardı.
Dr. Vidusha sebzeleri ve etkilerini o kadar ayrıntılı anlatıyordu ki kendimi üniversitede dersteymişim gibi hissediyordum.
Yemek Sonrası Kişiye Özel Şuruplar
Her masanın üzerinde, danışan numarası yazılı ve içinde farklı renklerde şuruplar bulunan şişeler duruyordu.
Bu şuruplardan yemekten sonra birer kaşık sıcak suya karıştırarak içiyor ve öğünü bu şekilde tamamlıyordunuz.
Dokuz Günün Sonunda Nasıl Hissettim?
Sekiz gece, dokuz gün boyunca devam eden Panchakarma detoksu sonrasında kendimi tam anlamıyla daha hafif, daha dinç ve biyolojik yaşımdan daha genç hissetmeye başladım.
Bu deneyimin bana kazandırdığı en önemli farkındalık, yediklerime ve içtiklerime daha fazla dikkat etmem gerektiği oldu.
Yediğimiz ve içtiğimiz her şey, soluduğumuz hava dahil, duyularımızla algıladığımız her deneyim fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığımızı doğrudan etkiliyor.
Ayurveda Okumakla Ne Kadar Doğru Bir Seçim Yapmışım
Ne kadar doğru bir seçim yapmıştım Ayurveda okumakla.
“Yaşam Bilimi” anlamına gelen Ayurveda, kökeni Hindistan’ın Vedik kültürüne dayanan yaklaşık 5.000 yıllık doğal bir sağlık sistemidir.
İnsanın potansiyelini gerçekleştirirken fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak dengede kalmasına yardımcı olan çok kapsamlı bir bilgelikler bütünüdür.
Bu bilgileri uygulamak, faydalarını bizzat deneyimlemek ve kendi bedeninizin simya gücünü keşfetmek müthiş keyifli ve motive edicidir.
Barberyn Reef Resort bugüne kadar geldiğim detoks merkezleri arasında kesinlikle en geleneksel ve profesyonel olanıydı.
Ayrıca iletişim kurduğum herkes son derece insancıl, kibar, nazik ve güler yüzlüydü.
Bugüne kadar hiçbir ülkenin halkından bu derece etkilenmemiştim. Her kesimden insan aynı insani özelliklere sahipti. Bu sanırım toplumsal bir hafızaydı.
Büyük Bir Tatmin Duygusuyla Ayrıldım
Dokuzuncu günün sonunda otelden büyük bir tatmin duygusuyla ayrılırken, daha şimdiden bir sonraki yıl yeniden gelmenin planlarını yapmaya başlamıştım.
Panchakarma ve Ayurvedik Detoks Hakkında Sık Sorulan Sorular
Panchakarma nedir?
Panchakarma, Ayurveda geleneğinde kişiye özel beslenme, dinlenme, yağ uygulamaları, masajlar, bitkisel preparatlar ve çeşitli terapilerden oluşabilen kapsamlı bir arınma programıdır.
Abhyanga masajı Panchakarma’nın parçası mıdır?
Evet. Ilık bitkisel yağlarla yapılan Abhyanga masajı birçok Panchakarma programının temel uygulamalarından biridir.
Panchakarma programı herkese aynı şekilde mi uygulanır?
Hayır. Geleneksel uygulamada program; kişinin bünye tipi, yaşam tarzı, mevcut yakınmaları ve ihtiyaçları değerlendirilerek kişiselleştirilir.
Ayurvedik detoksta beslenme nasıl düzenlenir?
Beslenme programı genellikle kolay sindirilen, sıcak, bitkisel ağırlıklı ve kişiye özel seçilmiş öğünlerden oluşur. Bitki çayları ve geleneksel preparatlar da programa dahil edilebilir.
Panchakarma sırasında neden dinlenmek gerekir?
Yoğun terapi, beslenme değişikliği ve günlük program bedende yorgunluk oluşturabilir. Dinlenmek, kişinin programa daha rahat uyum sağlamasına yardımcı olur.
Panchakarma tıbbi tedavinin yerine geçer mi?
Hayır. Panchakarma geleneksel bir Ayurveda uygulamasıdır ve herhangi bir hastalığın tıbbi tanı veya tedavisinin yerine geçmez. Özel sağlık durumu bulunan kişilerin uygulama öncesinde hekim görüşü alması gerekir.
Ebru Şinik
Wellbeing & Ayurveda Uzmanı, Bütünsel Sağlık Yazarı